yaşamözüm_URAS'ım

yaşamözüm_URAS'ım
gülüşün en büyük hazzı verir hayatıma...

29 Ağustos 2010 Pazar

şimdiii hoppa zamanıııı...



Haftaiçi daralan ruhlar toparlandı  herşey hazır bomba gibi evde bir haftasonu geçirmeye...
plan yok icap var  gidilebilecek yer en fazla 1-2 km...
Şevval hasta elendi annemler...



Maçlar başlamış... Babam gelsin laylay lom...Hatta salıya bilet alınmış izmirdeki basket maçına benim haberim demincik oldu...
Heyecanlanmışım...

Urasa kim bakacak?
 Sen !!!
biz Haldun la gitcez...
 Peki madem...




Çal kızım bi uzun hava...
Rutin hayat şarkısı...


Haftasonu 1. gün:

Geceden konuşulmuştu çiş konusuna değinecektik haftasonu itibariyle...

Sabah oldu ... kuru bez... dolu lazımlık yaşasın...
Bezsiz bakkala gitmeler elinde simit ısırıklarıyla dönmeler...

Sorun 1:
Küçük bi sorun var kaka sorunu...
tamda bu saatlerde yapar 800 civarı..
babası yakala ben kahvaltı alemlerindeyim...

Baba kaka yapıyorum ben demiştir o duymamıştır hatta ilgilenmemiştir çünkü tvde o sabahın seherinde bile seyredilecek çok mühim belgeseller felan vardır ...

İşte yaptı kakasını hemde külotuna...Baba kızgın asabi fena...

Suç bende kakasını yapana kadar otur dibinde açlıktan geberdinmi?



Sorun 2:

Feryat figan bir bağırış bi ağlaşma
???
Noldu annem?
Babam şişeyi vermiyooo???
Baba yanımda bitivermiş
Ama annesi sor bakalım şişeyle ne yapıyor?

Hani dalga geçtiğini düşünüyorum. O şikayet ediyor oda şikayet ediyor ...
yok valla ciddi ciddi şikayetçi...

Ne yapıyo şişeyle?

Mendile döküp döküp tv sehpasını siliyor

Silsin???
 Su ordan dvd ye damlarsa???
Damlarsa damlasın hiç de lazım değil zaten eve, milyon kere değiştirdin bir kere daha değiştirisin
de denmiyor

Annem ama o kadar su dökme  bak baban haklı , gel sen benim yanımda küçük sehpanın üzerine dökerek oyna....


......

 Bu ne yaptı annesi biliyormusun ?
ne yaptı ?
 Gözümün içine baka baka salonun ortasına işedi...

Ben olsam bende işerdim :)))))


Gün boyuda babayı gıcık etmek için de
Baba çişim deldi...
 git wc ye...
bi damla işe..
 duşa kabinle oyna...

bağlarmısın artık şunun beziniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii....

...

 Babasız başka bir güne kaldı eğitimimiz...Şu aralar hakikaten anlaşamıyorlar...





haftasonu 2. gün :

sorun 1:


Rahat bırak çocuğu ;olmazsa olmaz yarın istediği yapsın istediğiyle oynasın...zırt pırt sağında solunda durma çocuğun vs vs vs...

- sabah kaçta uyudun tatlım?
bir gece 200 de gittim geldim bide 600 da...
600 da ne olmuş ki?
3 yaşında çocuğu balkondan düşürmüşler???

o çocuğun o saatte orda ne işi varmış???

sıcaktan balkonda uyutuyorlarmış???

neyse kırık çıkık yok ne olur ne olmaz üniversiteye sevk...



Urasssss annemmmm  benim yanımda oynarmısın annemmmmmmmm....

sorun 2:

Ödül ceza işine  ayırmışız birde haftasonunu  konuda burda sürüyorken...

vede sabah tam da  aradığımı bulmuşken ...

anne baykonda su oynayabiliymiyim?

şimdi değil annem öğle olunca oynarız beraber...

Anne çoyba içibiliymiyim?
hönkkk???

 Anne baykonda su oynayken çoyba içebiliymiyim?

Buyur burdan yak...
 al işte kafasında şekillenmiş bile ödül ceza...

 çorba içerim suda oynarım....

offffffffff offfffffff offffffff...



At pencereden aşağı  kendini...





amannnn Öslemmm ablaaa...



 


       varsa yoksa Öslemmm ablaaa...
       Karşı komşumun kızı...
       Bebekliğinden beri  en sevdiği insanlardan biri en iyi anlaştıklarından... deli oluyor...
       -Anne öslem abla uyanmışmı bakalım mı?
       - anne ses geldi öslem abla uyanmış...
       - Delikten bakalım öslem abla uyanmış mı?
İlk yılımızda ben evdeyken Gel Özlem git Özlem şeklindeydi...o zamanlar  sabahçıydı...Hatta 6. aydaydık ben pimpirik anne Urası henüz hiç oturtmamışken birgün Özlem
      aaaa Nihal teyze bu oturuyor kendi kalktı oturdu dedi???
      Şimdi hep der ilk ben oturttum seni diye Urasa...
Bu kış öğlenciydi... Çok geç geliyordu eve ama genede görmeden girmezdi kendi evlerine...
     Öylede güzel oynatırki... Kız çocuklarının anaçlığı işte...
     Kayınvalidem hergün arardı ;
 Aman kızım Özleme sakın kucaklatma , düşürüverir kayıverir elinden vs vs...
 Özlemcim annem varken hiç kucaklama tamam mı?
 Tamam Nihal teyze...


   Bir sürü güzel planı vardı hep Urasla ilgili... büyüyünce şunu yaparız bunu yaparız hergün parka gideriz, şunu oynarız...
  Bir bir oynuyorlar şimdi, parka giderken dışarı çıkarken hep en büyük yardımcım...ve en ufak ayrıntıları düşünüyor benim yerime...bir sürü yeni kelime oyun öğreniyor ondan...
   Haftasonları  gün başlıyor Öslem abla uyanmışmılarla, Öslem ablayla hoppa masalı anlat annelerle bitiyor gece...
  Buralarda şişme plastik hoplama parkları var kaydıraklı felan...Özlemle geçen sene hep ordaydık... Bu bahar şevvalle beraber gittiğimizde çok korkmuştu uras bende oralı olmamıştım...
 Özlemin içine dert olmuş...
   Nihal teyze bence kalabalıktan korktu bence önce dışardan seyrettirelim bak bu sefer sevecek vs vs diye diye Cuma günüde tuttuk parkın yolunu...
    Dediği gibi oldu... Zıppp zıppp zıppp inmedi pistten bi taklalar bi çeşit çeşit hareketler bi şarkılar bi oynamalar aman zor çıkardık kopardık geldik...








   O bir oldu iki gündürde soluğu orda alıyoruz...
   Özlem ablanın annesi kim?
   Çiğdem teyze
    Babası kim?
   Yaramaz amca(ramazan)
    Ramazan amcasını görür görmez sokakta görse bile
   - Yaramaz amca öslem ablayla hoplama parkına didebilirmiyiz?
izin alırken bi deyişi var  hani izin vermezsen şuracıkta basarım ağlamayı der gibi :)))
     Şimdilerde ise bi ramazan amca deyişi var
yaramazan amca ( yaaaaa ramazan der gibi)
   
   Meğer yaramazlık kelimesiide özlem ablasından öğrenmiş...
     ben yaramazlık yapcam, ben yaramazlık yapıyom,gelip gidip dürtüyo dedesini yaramaz oldum ben :))))))))
    zaten yaramazdın yeni bişi değil ki bu ama sen yeni öğrendin :))))

şaşkın ördek yavrusu...

    buda en sevdiği anime kısa film...

    Neler yazacaktım, Öslemle geldi geçti yazı...
       dur yeni bi başlık açayım  hazır vakit bulmuşken...



   
 



                      

26 Ağustos 2010 Perşembe

inception (başlangıç)




nihayet gittim sinemaya...

2 yıldır bir Issız adam vardı birde    avatar seyredilen  ...(sinemada)


Bide yarısında çıktığım bir film vardı vakit kaybı diye ilk yarısını bile unutmuşum :))


Ramazanda işler kesat tam da diş için izin alıvermişken bide eküri bulunca yanıma soluğu sinemada aldım...

Gitmesem içimde kalacaktı... gittim tadı damağımda kaldı...

Film kafa bulandırıcı rüyalar ve gerçeklik arasında gidip gelen... Çıkışta rüyadamıyız yoksa hissi yaratan...

burda fragman mevcut...


Sinemasever biriyle seyretmek daha keyifli ıhh mıhh yapmayan mümkünse hiç konuşmayan yorumları sona saklayan...

Eşim olsa bıdbıdlar dururdu
ne zaman bitcek bu
eee noldu şimdi
heyyyyt beee budamı yapılır...



Sinema çıkışıda koşup bir iki kitap aldım...buda bunlardan biri...


Urasıda babası aldı beraber oto yıkamaya gitmişler ordaki arabalara  binmişler beraber köpük yapmışlar ...

 beni görünce koşa koşa geldi sarıldı annem diye...Geç kaldım diye içim ezildi...

Yoldan aldıklarımızlada sofrayı hazırladık...
Karşı komşumuzun çocuklarınıda çağırdık yemeğe...Uras özlem ablasıyla bol bol hopladı...saklambaç oynadı.
Miafirleri uğurladı Uras gene gelin diye...
Masal eşliğindede uykuya daldı...

annede bu günü ballandıra ballandıra anlatmasazsam ne olayım diye klavyeye saldırdı...
1 yıl sonra başka bir sinema yorumunda buluşmak dileğiyle...


25 Ağustos 2010 Çarşamba

En'lerle URAS...

   en sevdiğimiz klip...

   baba yütfen bayıklı şaykıyı açabiliymisin?
   ama klip bitti oğlum...
   bi daha aç bi daha aç...
  ama şarkı bitti...
                          yere yat ağla...heheheeee .... şarkı bitti...


   en sevdiğimiz dans müziği...



  anne aliandro çıktı  koş koş...
   uçarak gidiyorum kucağıma alıp klibi göstermeksizin anlamasına olanak vermeden kucakta yerde dans ediyoruz...lakin biraz müstehcen klip..

 
   en sevdiğimiz animasyon...






   çok zıvanadan çıkılan durumlarda izliyoruz...genelde tvye ilgisiziz...bir iki anime var onlarla parça parça idare ediliyor...bu arada benim woody telaffuzuma gülüyormuş anladım :((

      en sevdiğimiz kitap...

 anne payamut düşmüş kafasına pattttttttt diye...
  gökyüzü düşüorrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr
  aydede düşücek, dıldızlar düşücek, buyutlar düşücek, uçak düşücek ( havada gördüğü herşey düşücek:)))
  kendine göre yorumluyor...anlayabildiğini sanmıyorum hikayeyi ama çok seviyor...
      
  yerken en çok kullandığımız oyun hikayesi...

   biskuvi adam sırtına çıkmış ordan kafasına ordan burnuna ordan hoooppppppppp ağzınaaaaaa :)))
      koşarım koşarım
      beni kimse yakalayamaz
      ben biskuvi adamım....








     hergün büyükanneye almaya gittiğimizde merdivenleri çıkarken sesi duyuluyor  uyasss yokk ditmişşşş deyip kapıda saklanmış buluyoruz...biz onu bulunca çok seviniyor...Elinde genelde bir tabak üzüm, fıstık yada salatalık kraker vs mutlaka bişey oluyor...
    uyas yedi bitiydi, toybasınıda yidi bitiydi, yourt yidi bitiydi  ne yediyse anlatıyor
   genelde ben yedimi abla diye sorduğum için sanırım:)))
    ardından da hemen anneanneye gidelim diyor...

   bugün o demeden anneanneye gideceğiz dedim şevval seni bekliyormuş durdu düşündü bi koştu odaya kaçtı noluyoruz derken harfli yapbozlarını getirdi bu şevvalin ş si diye bana ş harfini gösterdi...yanındaki uçağın u suymuş bide yaşarın y si bide 3...

    anladım abla çok yükleniyor çocuğa :))

   arabaya binincede neler yaptınız büyükanneyle diye sorduğum için hemen anlatıyor en önemli olayı...
   hamuy oynadık top oynadık ayaba oynadık...
  uyas düştü...uyas elini yaktı...uyas  bıcı bıcı diil banyo daptı :))

 pipi ellenmez ayıpp :)



  
     en sevdiği meslek tamirci...meslekler boyama kitabımızdan durup durup onu boyuyor onu anlatıyor tamiyci amca tıyık oyuncaaaa tamiy etmiş...

 teyzesi kutusu biberon şeklinde lego almış... şu aralar en favori oyuncağı ''bibeyon yego''ları...

    yerken en zevk aldığı şey antepfıstığı...Bugün taze ağacından kopardık sevmedi tazesini :)) bu fısdık dibi diil dedi :)))

   uyas meme emcek buyda emcek şimdi emcek...asla bırakamıyacak gibi...En sevdiklerinden...

   ve söylerken en zevk aldığı  cümle:
       şimmmdiiiii hoppaaaaa zamanııı   ............     

 
 dipnot: bizim oraların fotosunu aradım bulamadım hiç ilgi alanıma girmediğimden sanırım...bir ara çekeceğim söz...
  ilk foto pikniğe gittiğimiz bir köyden beyaz bina köy okulu nasıl ama???
 ikinci foto menderes havzası... babama giderken yolda arabadan çektiğim gökkuşağı net görünmüyor :((
  

 


   

22 Ağustos 2010 Pazar

sıcak basması yazısı ...II




Uras la hoplama oyunu oynuyoruz...O yatağa çıkıyor kollarını arkaya uzatıp kanat yapıyor sonra yere atlıyor ardından hemen takla atıyor...

atlarken şarkı söylüyor anlamsız bir şarkı ama ençok onu söylerken zevk alıyor
-baydakkk suuu, baydakkk su, sütttt sütttt süttt,
-meyma suyuuu meyma suyuuu , sütttt süttt süttt

Ritmini bulmuş, hep gülerek hep çok severek söyleyip söyleyip atlıyor...
belki kendi uydurduğu için çok seviyor
belki ritmi çok hoşuna gidiyor
bilemiyorum...

Bugün gene hoplamak için çıktı
Buzz  ışık yılı gibi kanatlarını açsana annem
hı???çok heyecanlandı birden
ben Buzz???
evet sen buzz ol kanatlarını açarak uç bende sana Woody gibi uçamazsın uçamazsın diyeyim sende buzz gibi uç...
Ben Buzz sen???
evet tatlım sen buzz anne Woody
kahkahalar
 nasıl hoşuna gitti
acaba daha küçükmü böyle yerine koymalı oyunlar oynamak için yoksa demek istediğimi anlamadımı yoksa beni woodye benzetemedimi yoksa benzettide ondanmı gülüyor???
tekrar kahkahalar
her ben Woody im dediğimde kahkahalar geliyor...

Peki baba???
 babada binbir surat
bu sefer gülmüyor
dede???
 dede de dinazor
gülmedi gene
anne???
anne woody
kahkahalar........
???









kendince kararlar aldı anne ...


ne film seyrettiği var ne kitap okuduğu şu günlerde yaz gelmiş geçiyor bile
neymiş sıcakmış neymiş iş yoğunmuş neymiş çocuk yoruyormuş...
bahane bahane bahane...

yemek temizlik evişi olduğu kadar oluyor...
günlük gazete okunuyor...
çocuk bahanesiylede geziliyor maksat hava almak değişiklikse...

eee???
haftada bir film
haftada bir kitap
peki ne zaman???
gece saat 10 dan sonra boş kalınıyor...sen de 11...hadi git house da seyredildi...12..12ilen 1 arası sinema yorumuymuş, çocuk eğitimimiymiş vs vs nette gezip duracağına otur oku seyret...







                                     burası Urasın bloğu... ne vıdı vıdı edip duruyorsun iki posttur???
                          Benim de canım var...
                          bende insanım...
                               canın sıkılmış senin   hadi sen git uyu...

dipnot: afişler  seyredemedim ama bari afişine bakıpta iyi hissedeyim ...


20 Ağustos 2010 Cuma

sıcak basması yazısı...


Sabah sıcak basması...

Anne bibeyonumdaki su bitmiş talk koy sesi eşliğinde kafama biberon vurmasıyla uyandım...

Uyku sersemi bi çay demleyip içeyim kendime geleyim tavırları içindeyken bir yandan Uras mutfak masasını eşelemekle meşguldu...sütü bala dökmüş reçele bal katmış vs vs...

ortamdan uzaklaştır oğlanı???
annem babanı uyandırıp gelirmisin???

Uras masadan kafasını uzatmış

Baba kalk didim yimekkkk hazırrrrr???

hiçde bi kere öyle demem ben resmen kendi uydurması...




öğle sıcak basması...

iş yoğun herşeye tamam da hizmetli kardeşimizin iki dklık molalarda vıdı vıdı konuşması 

''üstünüzdekiler çok yakışmış yenimi?''
(yüzbininci kere aynı şeyi giyiyorum çünkü rahat çünkü ben takıntılıyımmmm)
-evet yeni aldım sağol tatlım...

''bende çok severim  kremalı kahveyi''
(çayı hergün biraz daha fazla koy diyorum saat 10 olmadan çay bitiyor kremalı kahvede senin uydurman tekrar çay demlememek  için ben istemedim bile hatta böyle bir kahvenin varlığından bile haberim yok bide ben sen hala anlamadın ama kahve sevmemmm)
- çok güzel olmuş eline sağlık

''aaa o dergiye siz çalışırken göz gezdirdim çok hoşuma gitti tam benim istediğim gibi bir dergi nerden aldınız??''

(artık zıvanadan çıkılası bir durum  nolurrrrr git başımdannnnnnnnnn  )
_ gazete verdi...




gece sıcak basması...

Uras uyumuş, bey pc de oyununa kurulmuş  gün boyu okumaya çalıştığım dergi nihayetinde bitmiş bu hafta belki ilk kez elime kumandayı alıp tv karşısına oturmuşken seyredecek hiçbirşey bulamamış ,hatta house bile seyrettiğim bölüm çıkmış  ...

biraz blog gez,  biraz ekşi oku, king oynayacak kafa da kalmadı, yukardaki üç film olsa sabaha kadar seyredebilirdim belkimmm ama şimdi doğru yatağa...

beyin olmuş bulamaç... kahvaltıda yermisiniz  Uras bey???


19 Ağustos 2010 Perşembe

yarın başka bir gündür...



    yarın bir günlük kafa iznim var... 3 gündür topallayarak çalışmamın hürmetine şefim sağolsun...

A planı :Sabah kalk işe gidiyormuş gibi Urası bırak bas git Aydın a yukardaki filme gir...Hiç haz etmem aksiyondan ama en büyük idolüm Mickey Rourke bi beş dk bile oynuyor , defalarca seyredebilirim sanırım.

B planı :  saçlarını kestir boyat erkenden eve dön yat klimanın karşısına uyu...

C Planı:Hiç kalkma yataktan 2 yıldır eline anca  öyle bir fırsat geçmiş urası baba bıraksın ne zaman istersen o zaman kalk hiçbişeyde yapma...

  Diye yazacaktım dün gece ne hayallarle uyumuştum hiç güne Urası katmadan...



 Ve sabah oldu Urasla kalkıldı oynandı Uras bırakıldı büyükanneye...
Eşimin işyerine uğrayıp ilaç alayım derken onla muhabbet bunla muhabbet  saat oldu 10...Mens.olduğumu anlayıp eve dönmek zorunda kalındı...Urasın ahımı tutuyor ne???

      Sıcak sabahtan başlayınca diş- karın- ayak ağrısı üçgeninde bu günden bana hayır yok deyip Urası alıp anneme gittim...Annemlerin bahçe evi oyun parkından çok daha güzel...Binbir çeşit oyuncak  (büyük yeğenden kalan annem hepsini saklamış )kum tepesi, börtü böcek tavuk kedi köpek ...



Elbet Şevvalsiz düğün olmaz...En büyük kurtarıcım oldu kardeşim babaanneyi kaybettikten sonra en azından o besleyebiliyor Urası...Çok güzel anlıyor çocukların dilinden. Evlenmeden önce büyük yeğene o bakmıştı 3 yıl bide Şevval etti 6 yıl aralarda da Uras ...

Hatta bir pazar günü hiç unutmam  hiçbişey yediremeyip akşama artık canımıza tak edip Zuhale gittik onun yedirdiği 4 köfteyle günü bitirmiştik...




Güzeldi gün... Bol bol oynadılar kuzenler...Teyzemiz durmaksızın oyun üretti bolca yedirdi içirdi...Hatta ilk kez etli dolma yedi Uras hemde bir domates... Ben görünce şok olup olay yerinden derhal uzaklaştım yarıda bırakmasın diye...Yatıp uyudular...İlkkez de bir incir yedi o kadar incir bahçesinin içinde...

Uyanıncada tam 3 köfte yedirdi teyzesi gözlerime inanamayaraktan...Derken olan oldu
döbeğim acıyo  anne diye sarılmaya başladı... Karın ağrısı...Ikınırkende kusmaya başladı:)))))) Herşey gitti yani ....Göbek indi balon gibi fıss diye...Neyse en azından yutabiliyormuş sindiremesede eti , inciri:)))


Uras ne öğrendi bugün? İneğin yavrusu buzağı, atın yavrusu tay, tavuğun yavrusu civciv...Hemde görerek...Sokak gezmemizdede sesinden eşeği tanıdı. Şevval tren geçiyor dedi, diğil eşek dedi ... Nasıl yani???







Salyangoz topladı...Kurbağalara havuzdan çıksın diye taşladı.Her tren geçişinde koşup trene el salladı.Traktör romorkunda koşdu zıpladı, çileklerin damlama yöntemiyle sulamasını gördü ...Tavuklara yem verdi , üzüm yedi asmadan vs vs...








Yukardakiler  Şevvalle Urasın boyama çalışmaları...

Şu aralar Uras ne oynarsa Şevval ona uyuyor Uras bişey istesin oda hemen istiyor kıskançlık durumları  daha fazla...Ama paylaşıyorlar...mesela tek kalem kutusu ve kapağı var silindir şeklinde ağza götürüp üflüyorlar diyelim tek olunca biri kapağı biri kalemliği alıyor sonra değişiyorlar bize bakaraktan...:)))ve her seferinde anne verdim diyor Şevval...kardeşim benim deyip deyip öpüşüyorlar:)))

Oyunları Uras daha fazla üretiyor ve daha uzun süreli oynuyor...Şevval hadi uras başka bişey oynayalım deyip mızıklamaya başlıyor...Yaramazlık kısımlı oyunları her zaman Şevval düşünüyor...Uras da hemen uyuyor sağolsun...

Kovaya su doldurup kağıttan gemi yüzdüryorlar gemiler olmuş bin parça...inatlaşıp Şevval Urasın kolunu çıkarmaya çalışınca kovadan, Uras da iki çakıyor sen çıkar kolunu diye...Ben diyorum tamam başka bir kova daha getiriyorum ;o anda önündeki kovayı hemen Şevvale ittiriveriyor :))))


 
Günde böyle gelip geçiyor...Ben mi Urası bırakıp tatile gitmeyi düşünüyorum...PEHHH...



16 Ağustos 2010 Pazartesi

haftasonu gezmeleri...Balıklıova...



Kararlaştırıldığı üzre haftasonu Balıklıovaya gidildi kuzenlerin yazlığına...Hava sıcak ötesi öyleki herzaman esintili olan hatta balkonda kahvaltı yapamaz durumda bulduğumuz yazlıkta yaprak kıpırdamıyordu...
 bu sefer Urasın arkadaşı Lucky ...



Hemen denize attık kendimizi....Öncesinde Mustafa abimin  balıkçı teknesiyle koylarda gezdik...Uras hiç korkmadı hatta atlamasın diye zor bela tutuk teknede:)))
fotoğraf yok bu sefer makinem çok kıymetli teknede almadım hiç yanıma :)))

Sonra kıyıya yanaşıp bol bol makaynasıyla yüzdü...kolluk simit istemedi...Hakkaten üstünde dursak iki güne yüzecek bıyakkkkkkkkk beni diye bağırıp duruyor ayaklarınıda çırpıyor maymun...

Deniz dönüşü uyku faslı o derece yorulmuş...o uykudayken babası balık tutmaya çıktı onları göremeyince çok üzüldü bende gidecektim diye...bizde havuza gittik... çocuk havuzu kesmedi resmen koşup koşup atlıyor zor bela yakaladık...


bol bol İlayda ablasıyla hamakta sallandı...bıdı bıdı konuştu durdu... harflerden oyun hamuru almıştık onunla oynadı okey taşlarını dizdi hatta 4 ü de öğrendi...bu arada 4 e kadar sayarmısın deyince van tu tirii fooorr diyor ama 1234 yok daha:)))

ona bakmayınca bağırarak dikkat çekmeyi öğrendi bana bağıra bağıra arabada giderken ''anneeeeeee peydeyi tapattt düneş deliyoooooo''
diye haykırdı...






Tam dönüşte ben meşhur balıklıova un kurabiyelerinden alırkene ayağımı burktum eve dönüşte acile gittik  ilk kez korkmadı hemşirelerden...
''annemin ayağı kıyıldı benim dilll '' diye az az doktor fobimizide atlatır olduk..Genede sevdirmedi önlüklülere kendini...

Bugün diş doktoru arkadaşımızın muayenehanesine gittik dişlerim için... hiç korkmadı ve anladı...birazda ordaki akvaryum cezbetti başından ayrılmadı...

Çiş mevzu bizdede karışık...Çişini öğrenmiş gibi evdede bez bağlamıyoruz ama kaka işi sakat kesinlikle klozete yapmıyor lazımlık şart gibi ıkınamıyor...yarına bişiler bakınacağım...

Yeme derdimiz aynı... acildeki dr anemik bu dedi gözlerine bakıp ablada düzgün vermemiş sanırım demir şurubunu şimdiye bitmesi lazımdı bi baktım yarıya gelmemiş eve aldım geldim gece süt içmiyor ben vereyim diye...yemediği için anemik, anemik olduğu için yemiyor kısır döngü...

minyon bi çocuk Uras... 1.60 lık anne babadan anca bu kadar (83 cm )çocuk olur... Zaten genetik kısım zor bari beslenme kısmını düzeltip boyu uzasın diyoruz ama kesinlikle süt içmiyor ...haliyle 12 kg da iyi duruyor o boyda...

Anne ayağında bandaj işe gitti topallayarak yoruldu, dişide ağrıyor...kayınbaba evlenecek gibi görümcesiyle ağlaştı telefonda...genede o kırıkmı değilmi yarın belli olacak ayağıyla oğlunu salladı dişçi masalı akvaryum masalı ve tabiii deniz masalı anlattı...

haftasonu tozpembeyken herşey kötü başladı hafta...hadi bakalım hayırlısı...










10 Ağustos 2010 Salı

hayvan dostlarla Uras...






 Demiştim haftasonu gezelim görelim, haftaiçilerde sıcağın tam içimize çöreklenmesiyle bir gün evde duramaz olduk...
   Pazartesi  yemeğe davet edildik ev olsa gitmem de mangal keyfi olunca çabuk hazırlandık...Uras ilk kez  dağa çıktı...Dağın tepesine... hatta bir arkadaş burayı yoldan geçerken görmüş '' sonunda İsengard ı (yüzüklerin efendisi) buldum diyerekten evlidağ a tarihi adını vermişti...Isengard Uras a çok tuhaf geldi tüm ilçeyi kuşbakışı seyretmek helede ışıklar yandıktan sonra...Nasıl  bir yorum yaptı nasıl bir fikir oluştu kafasında bilmek isterdim...






  Bugün babamdaydık park sefamız eşliğinde....burdaki görüntüler  bu parkta geçen ayki ziyaretlerimizden ...evet Uras hayvanları çok seviyor gözünü parmaklayacak kadar çok...


   Yarın annemlerde iftar, perşembe gene dışarda iftar planladık...cuma kısmetse karaburun...

    Çabucak geçecek  Ağustos...İşler durulur Ramazan da... eşimde pek mutlu bu durumdan...Tatil başladı diyor...
    Sıcaklar  fena bastırdı... eve girilesi yok hele de Urasın....Aktivite de pek yok . Nasıl olsa kışın kapanacağız ...Kitap okuyoruz birtek...
   Anne yapabiliymiyim, açabiliymiyim, duyabiliymiyim  ler esiyor ortalıkta kibarcıktan...
   sürekli soru yağmuru bu ne o ne şöylemi böylemi??? açıklaması zor şeyler oluyor açıklayamıyorsun elbet. anlıyormu bilmiyorum...
   Uras babacı değil hiç , bensiz bir yere götürmek istemiyor babamız çünkü 20. dk da anne nerde diyormuş beni hiç dinlemiyor iplemiyor diyor ...Haksız da değil çocuk  evde bi beş ona bırakıp mutfağa geçsem  beşinci dkda vıyakkkkkkkkk diye yanıma babayı şikayete gelir...Biraz tersiz...
   parkta oyuncaklarını paylaşıyor  ama bir oyuncağını canı çekince geri alamamaktan şikayet ediyor abi veyiymisin alabiliymiyim diyor  hatta ona başka bir oyuncağını teklif ediyor ama karşı taraf vermeyince  bu işin kuralı bu değil sanırım acaba elindenmi alsam diye bana onaylatmaya geliyor...
     küçük şeylerden çabucak mutlu oluyorlarya en güzeli bu...
    gece yatmadan masal...
    Urasın dilinden...
        Uyas battala diddi,  bayonnn aymış , tırmızı bayon aymış, sayı bayon aymış vs vs (tüm renkteki balaonlar söyleniyor)
     bayonları patlatmışşş...
    masalda bitmiş zaten...
   
 
  

   

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Didim...



''ben yüscem anne, içini gitcemmm, oooodaaa yüscemmm, buyası düzel diil, oyasıııı düzelll''


haftasonu tatili iki günlük didim macerası  böyle başladı kendimizi deniz kıyısına ataraktan...






''makaynayla yüscem ben, makaynamı detiydimmm, o benim makaynam, yinmezzzz'
                               Makarnasıyla yapışık gezdi...hem denizde hem plajda...






''iyem delsin buyda oynasın, ben iyemle oynuycam...''

İrem' le bol bol oynadılar...




''anne tavanozun içinde bişi vay, tum vay tum, tum doydurdum...''





''şöööleee deldi denissss şöleeee dözüme deldi denizzzz...''

kum, deniz, güneş tadını çıkardı...tozunu attırdı ortalığın...







''çot susadım, şişidennn iççemm, hepsini bitiycemmmm''

kana kana su içti durdu başka şeye ne hacet aman bişey yerde rejimi bozulur, hem kim demiş deniz acıktırır susatır susatır..








''denisiiii çotttttt sevdimmmmmmm...''





''denisde yüscem bennn eviiii ditmicemmm yüscemmmmmmmmmmmmmmmmmmmm'''


zırıltılarıyla geri dönüldü...

Bugün bakıcıdan alırken gezmeye gitcez hadi çabuk çıkalım dediğimde ''denise mi gitcez'' diye sordu...


5 Ağustos 2010 Perşembe

kısa kısa ağustos...


Ağustos  amca torunu Erdal ımın düğünüyle başladı...Uras ilk kez düğündeydi...Düğünleri sevmediğimden hep Urası bahane edip eşimi yollardım bu sefer kaçamadım bundan sonrada kaçamıcak gibiyim. Çünkü Uras çok eğlendi pistten hiç çıkmadı...
Pasta kesilme merasimini hayretler içinde seyretti pasta yicem diye pastacının başında bekledik  pastayı eline alır almaz da '' uras pasta yimezzzz '' deyip pastayı attı...



 Canım Erdalım bir yastıkta kocayın...Yanındakilerde diğer kuzenler...Kıvırcık ablamızın havalı durduğuna bakmayın geçen yılın ÖYS(yeni adı ne bilmiyom) sayısal türkiye birincisi...

Düğün sonrası Şevvalin yorumuysa şöyle:
'' Teyzem kendine elbise almış Urasa damatlık almamış''
(elbisem belki 5 yıllık, Urasın o kıyafeti 5. dk da çıktı zaten terden hemen penyeye talim ettik)






Temmuzda ablamların bizde olmasıyla dedemizi ihmal etmiştik. bu haftaiçi hep babamda kaldık. Uras için keyifliydi çünkü  ordaki parkı çok seviyor. İş çıkışı Uras alındı arabada bu şekilde diyaloglar eşliğinde parka gidildi ...2 saat parkta oynandı ... Genelde dışarda yendi içildi...serin serin de uyundu...




 

Arkadaşımın yeni aldıkları eve ziyarete gidildi Uras Yağız abisiyle bol bol zıplayıp oynadı...





Birde D&R a gidilip kitap Cd vs bakıldı. Uras bu kitabı beğenip orda okuyup bitirdi neyseki alcam diye tutturmadı (bebek kitabıydı )...Uras a bir iki kitap anneye bir  iki kitap ve babaya bir iki cd alarak alışveriş tamamlandı...

Mademki ağustosta tatil yok, o zaman bizde haftasonlarına tatil planladık. Bu hafta sonu Didimdeyiz ...Haftaya hasta olmadan dönebilirsek Karaburundayız... Bekleriz efenim...