yaşamözüm_URAS'ım

yaşamözüm_URAS'ım
gülüşün en büyük hazzı verir hayatıma...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Bi garip Uras Oğlan...




      Uras uyuyalım mı artık tatlım?
 Birazcık  daha oynayabilirmiyiz anne ?
   Soruya soruyla cevap ikilemlerinde iken kapı çalar...

zırrrrrrr...

 Kapının önüne gelin Uras a süprizimiz var

Nasıl ya ? Uyuycaz biz o uyumasa bile ben uyuycam ama :((Ne süprizi bu?

Kapnın önünde biçerdöver var....

Neeeeeeeeeeeeeeeeeeee???( Koca bir seneyi biçerdöver arayarak geçirdik biz)

Uras al biçerdöverlerini aşağı iniyoruz...

Anneeeeee buuuuu gerçek biçerdöverrrrrrrr gerçekkkkten koskocamannnnn baksana anne aynısı benim gerçek biçerdöverim gibi tekerlekleri kocamannnnnn borusuuuu koskocamannnnn anneee bak anneee silindiriiini arkasına takmışlarrrr keşke bende romorkumu alsaydımmm anneee elleyebilirmiyim anneee buğday biçebilirmiyim anneeee anneeee bu benim mi bana mı aldınız anneee????

Pesss oyuncağını zor bulduk istanbuldan birde gerçeğini mi alacağız ...Ha alıp da ne yapacağız o da var???

Gecenin bir vakti kapının önüne biçerdöver park edilmesi ihtimali yüzde kaçtır olasılık hesabında???

Ben şahit oldum...


Peki tüm mahallenin Urasın biçerdöver sevdasını bilmesine ne demeli?




Garip şeyler sever Uras en sevdiği meyvenin avakado olması gibi...

Ha demişmiydim gerçekten yıldırım çarpmış ve yanmış koskocaman bir ağaç gördük ben de hayatımda ilkkez gördüm?????

Daha da başka garip bişey sevmesin artık :(((




Çok istersen oluyor mu gerçekten?

Anneeee
Ne varrrrrr
Şu adam var ya arabanın içindeki  Tarkan değil mi o?(Urasın tek bildiği ünlü sünger bobdan sonraki)

Urassssss ooooo MİKİ RUKK amcannn(dedennnn)...

ANNE BAYILIR...

8 Mayıs 2011 Pazar

...


ALANIS MORISSETTE - UTOPIA CARIMINOS

anneler günü...

    Hırçın başladı gün...Baba- oğul tartışmasıyla...Biliyordum sorun Uras değildi annesini özlüyordu eşim...Bir yıl olmuş bitmiş gideli...
    özlemişti ondan değilmiydi ben dün hediye alırken bıd bıd yapıp durması...
   '' bu kutlamalarına alet etme beni ''demişti...
  ETMEDİM..

     Dün mezarlık ziyareti Urassız...Babasını ağlarken görmesin diye değil , mezarlıktaki ağaçlara takar hepsine dokunmak ister diye ençok da...

    Sonra bugün;
  Aldım gittim Uras'ı anneanneye...Akşama kadar koştu oynadı kuzeniyle...Ben de SARILDIM anneme...
 

  Görümcem aradı oda kaçmıştı işte abisi gibi bugünden...Barcelona maçına gitmiş Messi forması almış bizimkilere...  Büyükanneye geçtik sonra ...Uras eve gelmek istemedi...Onu bakıcısıyla bu kadar iyi görmek KESİNLİKLE iyi geliyor bana...Bana demedi Uras ama ona dedi  işte




   '' Anneler günün kutlu olsun büyükanne''


Sonrada karşı komşu Çiğdem Teyzesinin anneler günü kutlandı maç seyredildi...
   Bugün aldığım tek hediye canım Özlemimden geldi...

  Eşimin hediyesimi?
  Geçen Cuma basdık gittik 4 saatliğine İzmire..Beğendim aldım bişiler...Anneler gününde stres yapacağı belli olduğundan adı olmasın diyerekten ama ben biliyor ve hissediyorum ki lerle...

Buruk geçecek biz de anneler günüler...
CANIM ANNEM HUZUR İÇİNDE YAT...O kadar ÖZLENDİN ki...

KUTLUYORUM hepinizi...

5 Mayıs 2011 Perşembe

In a Better World ...




         Acil nöbeti bir genç gelir acil servise;
 belim ağrıyor diye üfürükten nedenle belki...
Israrla ağrı kesici iğne istemektedir... 
 yaptırılır tahlil tetkik  vs tüm yapılması gerekenler...
Analjezik enjeksiyonu da ...
sonrasında yapılan enjeksiyona bağlı anafilaksi gelişerek hayatını kaybeder...

          Doktorun vicdan azabı gece boyunca süren ve tüm hayatı boyunca -bize anlatırken ki gibi acısını içinizde hissettiren...

           Ertesi günler durmadan çalan telefonu doktorun ...''allah razı olsun doktor bey''ler???

   Meğer kaybedilen genç bölgenin bir numaralı pislik (ne yazacağımı bilemedim)çetebaşıdır...

   Doktor'un acısını hafifletecek bir neden midir?
Kesinlikle değildir ...Kesinlikle olamaz ... demişti  Dr Bey anlatırken ...
     



   Şimdi seyrettim  filmi...Umurum da değil yüzeysel kalması anlatımın geceme iyi geldi...
İyi -kötü üzerine ,baba- oğul ilişkileri vs vs...
  Ne  olursa olsun çocuk oyunculara böyle ağır rollerin verilmesine karşıyım ayrıca filmde rahatsız eden konulardan biri de bu...Film bile olsa ''Annem ölürken genç biz kıza benziyordu'' dedirtilmemeli hiçbir çocuğa...
  Bu yıl en iyi yabancı film oscarını almış ayrıca film ..yorumlarına bakarken gördüm şimdi...
   Tavsiye ederim....

24 Nisan 2011 Pazar

YÜRÜYEN ÇINAR...

   


Uras başlardan beri takıntılı bir çocuktu...
   Bir dönem cami takıntımız vardı. Anne demeden evvel kubbe minare demişliği var ...
bu dönemin yerini biçerdöver aldı sonrasında...Silindiri olur otları keser vs vs ilk cümlelerimiz hep bu biçerdöverle kuruldu...
   Ve 3. takıntılı dönem ağaç dönemi...Şükür şükür şükür...Biçerdöver görmek için saatlerce dolaştığımız gezidğimiz düşünülürse sağa baksan ağaç sola baksan ağaç şanslıyız bolca...



   Sürekli ağaçları gözlüyoruz yaprakları nasıl bu ne ağacıymış neler yapabiliriz vs vs vs...
   Çiçekler de , otlar da işin içine girmeye başladı.Aslanağzı çiçeğine gülüyor , gül kaktüs gene komik bulduklarından...Ayırt ediyor çoğunu...Bu ne ağacı anne? bu neden böyle ?diye sormasın istiyorum bu konuda cahilken ben ...
  
    Ve elbet onu en çok üzen kesilen ağaçlar...Ağaç kütüğü gördü mü gidip oturuyor bas bas bağırıyor...''Yeden kesmişler munu yayamaz insanlar yeden kesmişley ki? ağaçlay kesilmezzzzzzzzzzz...''




  En sevdiği de yaşlı çınar ağaçları...


   Gelelim asıl konuya...

     1. takıntılı kitabımız ''böğürtlen cini ve sarı gaga ''dan sonra dolabı çevirirken yakaladığım işte budur deyip sipariş verdiğim iki kitap sonrası da tam da beklediğim tepkiyi verdi minik kuş...

   Hem de çınar ağacı hem de yürüyor hem de gözleri varmış hem de komik burnu...Hem ağaçlar kesilirmiy miş? Konuda nasıl uymuş , Hem de sevdiği Atatürk'ü de varmış...
   Hastası olduk hastası...Her yere taşınıyor kitap...Büyükanne illallah dedi :)))
   Yeni sloganımız :
    ''AĞAÇLAR BİZİMDİR''

Doğayı sevsin dedik evlere giremedik abarttık mı ne???
   
  

 

17 Nisan 2011 Pazar

geçmiş zaman olur ki...



   İşimiz gücümüz biçerdöverdi  noktayı koyduk nihayetinde...Noktayı koyduran da ilkbaharın gelmesi oldu...
   Tüm dikkatimiz ağaçlarda ...

     '' Anneeeee ağaçlar kaç çeşit olabiliy diye soysana mana''

  ağaçlar kaç çeşit olur tatlım...

     çiçek açmış olabiliy,
     yaprakları yokmuş olabiliy,
     vaymış olabiliy  çam dibi palmiyyy dibi ( yaprakları dökmemiş çam palmiye)
    yanmış olabiliy(bkz: böğürtlen cini ve sarı gaga)
    kesilmiş olabiliy amaaaaa daha düzel yapyak çıksın diye...

Yaklaşık bir aydır evin yakınındaki çınar ağacını günde 3-4 kez ziyaret ediyoruz . Nihayet yaprakları çıkmaya başladı da sevindik...
 
  
   



  Uras büyüdü büyüdü kaprisle geldi geçti şubat- mart...
  Bir lokma bir saat ağızda nasıl tutulur  tutmasına tutulurda buna nasıl dayanılırrrrrr???
  çiğne tatlım , çiğneeee çiğneeee... o kadar çiğnemene gerek yok yut şimdi yuttttt yutttttt yutttttttttttttt...
   
   kısa vadeli planlarımız var...
   büyüyünce ne olacaksın tatlım?
                daha yukarı zıplayacağımmmm...
   yoldan geçerken küçük adam diyenlere feci sinirleniyor...
     küçük adam değilim men büyük adamım büyüdüm men göymüyoymusun?çok yemek yedim çok uyudum müyüdümmmm...

Kedi köpek peşinde geçiyor günlerimiz...




  Uyduruktan bişey yapmış velet ...
  Şevval mızıklıyor banada yaparmısın aynısından diye...
     '' yapamam men, bir kere yapabiliyoyum men , çünkü çabuk yoyuluyoyum men, kendime yapabiliyoyum bitek ''
  (aynısından yapamıcam demiyor da )





 kamyon , kepçe, traktör ...açıkhavada tadından yinmez...Bahar çoktan geldi bizim buralara ...
   uzun zamandır dışarılardayız...Büyükanne, anneanne, Şevval...
  Saymaya bayılıyor şu aralar...geç saydı erken kavradı...
  Sevdiği film; oyuncak hikayesi 3.
  Sevdiği kitap ; Gölde ( iribaşlardan kurbağa çıkma hikayesine bayılıyor )asetatlı kalemle yazılıp silinebilen sayılar kitabı ( süperrr bişiii )
  Sevdiği oyun; Tombala :)) yemek yapma oyunu, soru sorma oyunu ( Anne soysana mana bu nasıl olmuş diye , yasıl yaptın diye soysana mana...)tamircilik...
  Sevdiği oyuncak: tamir seti , geçen hafta koca oyuncakçı dükkanında kendisi beğendiği 3 ytl ye  uyduruktan bir mini kamyoneti( sitosmek koydu adını ne demekse artık )
 
  
 







 
  Bu arada annenin pabucu çoktan dama atıldı varsa yoksa babası...Herşeyiyle babası ilgilensin istiyor ...Ben ki bu durumdan çok bi mutluyum demeyin keyfime...

  Geçen arabadan indim beş dklığına bişey alıp dönücem babasına demişki
  '' baba annemi bıyakıp didelim mi üzülüy mü ''  o derece vahim yani son durum...

  Pazar sabahı babasıyla simit almaya gidiyorlar bende geleyim mi dedim...
  '' Sen gelme anne biz alıp gelelim hemen senin kafan çalışmaz '' dedi...
simit alıp gelmeye bile kafam basmıyor ...
  
  Elbette gece mesailerim çok etkiledi Urası ...


 
 O yeden öyle oluyoyyyyy?
 Yeden şimdi böyle olmuş?
 Yeden anne pekiiii yeden diyoyummmm sanaaa?
Bir de mantıksız neden soruları var ki gerçekten nedenini bilmek hiç istemediğim türden...
Öyle olması gerekiyordur belki de tatlım deyip kesdirdiğin anda da
   o ne demek anne pekiii? geliyor ardından ki neden sorusuna razı oluyorsun...


      Dışarda kalmaya o kadar alıştı ki geçen karşı komşuda
  '' buyda kalabiliymiyim buyda uyumak istiyoyum diye '' diye izin istedi bizden...

  Utanmalar bitti sayılır gene de kendini sevdirmeyi pek sevmiyor...
    Cafede kahvenin  yanında gelen kurabiyeleri çok beğendi ..
    git iste garson abiden dedik...
   iki tane aldı geldi yedi...
   bitti dedi
  o zaman çok alsaydın dedim...
   kalktı yerinden gitti garsonun yanına ceplerine doldurmaya başladı kurabiyeleri :)))

    bu arada salya sümük ishal kusma dura kalka devam etti...


   
    Kola zayaylı bişey, sidik demek kötü bişey...Kendim yapabiliyoyum men...Faykettim ki, Aklıma bir fikir düştü,
  Hala komik telaffuzları var yüskek(yüksek) şişmek(şimşek) ve 3.çoğul şahıs eki kullanımı hatalı( öylemi deniyordu buna unutmuşum gramer ; geldiniz mi? ettiniz mi? geldiz, ettiz şeklinde cevaplar...)

(  offf çok oldu bunları yazalı mart ortasıydı sanırım...Bir nisan postu hazırlamalı...Değişen çok şey var gene...)
  

  

2 Mart 2011 Çarşamba

blog ...



  bloglar kapatılıp açılıyormuş...Ben her baktığımda açıktı o kapalı duruma henüz düşemedim bu benim ayarlarımla ilgili bir durum mu yoksa o kapalı zamanlarda hiç mi internete bağlanmadım bilemiyorum...Çokda anlamıyorum zaten bu internet olaylarını...
  sosyal sorumluluk içerikli yazılan postları sinema yazılarını özellikle çocuk psikososyal gelişim üzerine yazılanları  okumadan geçemiyorum ama ben kesinlikle bu konularda yazamıyorum yazmak istemiyorum çünkü vaktim yok  ...
  çok net bağımlısı değilim çok sık başında oturunca delleniyorum kendime haksızlık ettiğimi düşünüyorum ...
  sosyal fobim olduğu gerçeğiyle paylaşım gruplarına pek takılmıyorum ucu bucağı kesilmez sohbet durumlarına düşmekten korkuyorum kendimi anlatmaktan hoşlanmıyorum...
  gerçek hayattaki arkadaşlarımın bloğumdan haberi bile yok benimle dalga geçeceklerini düşünüyorum :)))Hele Saliham duymasın topa tutar beni ...
  izleyici sayısı arttıkça kendimi çok kötü hissediyorum yazmamı kısıtlayan bir durumda bu...
  Uras için yazıyorum ya ; o izleyiciye de yazık değil mi uras bunu etti bunu kıldı .okunda boncuk vardı hesabı...
  eee neden burdayım ki o kadar problemli bir vatandaş iken ben???
   çok sevdiklerim var işte gizli gizli onları okumak izlemek istemiyorum  ...
   bir müddet daha burdayız işte ve bir müddet daha yazamayacak gibiyim ama ben...